
Doğum günleri… Ne konsept ama!
Kendimi her yeni duyguda, öngörülmemiş durumda, sert bir kavgada, yumuşak bir sarılmada yeniden doğuyormuş gibi hissediyorum. Kendime ve geleceğe dair beklentilerim, belirli günler kapsamında değil de, hayatın akışında anlık hislenmelerde değişiyor, büyüyor. O yüzden bir doğum günüm değil, doğduğum günlerim oluyor hayatta.
23. Her geçen günün ardından anlıyorum toyluğumu, bilgisizliğimi, güçsüzlüğümü. Her geçen gün bana öğretmen oluyor işte. Başıyla sonu o kadar farklı ki, değişim dediğimiz şeyin varlığını ve gücünü en derin detaylarıyla hissediyorum. 20’lerde kaybolma lüksünü kendime kazandırmanın gururunu yaşıyorum bu yaşı bitirirken. Kendi keskin doğrularım ve uçlarım yumuşuyor gün geçtikçe. Bu seneki ana tema da işte, bırakmayı öğrenebilmek oluyor. İnsan beklentileri içerisinde kendimi konumlamaya çalıştığım alanlar daralıyor gün geçtikçe, beklentilerin yıpratıcılığını kaldırmak için mücadele ediyorum. Hakkımda düşünülen ya da söylenenlerden çok, kendimi düşünüp söylemeyi öğreniyorum.
İnsan kavramını bu kadar yalın görmek durumunda kaldığım başka bir yaş hatırlamıyorum. Çirkini gördüm, yaşadım belki de ilk defa bu kadar fazla. Kendi korunaklı dünyam, eskisi kadar korumadı beni, iyi ki. Güzeli gördüm, kokladım, dinledim, yaşadım, yaşıyorum. Küçücük tesadüflerin ve eylemlerin güzelliği umut veriyor bana. Yarını görmek istiyorum, çünkü dün bana bugünü getirdi biliyorum.
Yalnız kaldım çok, terk edilmiş hissettim. Ne yapacağımı bilemediğim şartlarda bir mentor ararken kendime, kendi kendimi eğittim. Yalnızlığı sevmeyi öğrendim, tek başına kalabilme zorluğunun tatlı ekşi tadını aldı ilk defa kimliğim. Küçük hissettim, bu dünya için fazla küçük, fazla düşük. Büyük hissettim sonra, içime alabildiklerimi görünce daha da büyüdüm. Farklı deneyimlere atarken buldum kendimi, farklı insanların gözlerine baktım, sözlerini dinledim. Yaşadığım her güzel şeyin, küçük bir cesaretle başladığını gördüm, görüyorum. Yapmaktan deli gibi korktuğum eylemleri yaptığım için gururluyum. İçimdeki sesi dinleyebilmek için dışarıdakileri kıstığımdan gururluyum. En çok da koşmaktan, bir şeylerden koşmayı tercih ettiğimden değil, bir şeylere koştuğum için gururluyum.
Herkesin böyle mi bilmiyorum ama 23, olduğum ve olacağım insanı yaptı, yarattı. Onurlu bir yaşamın kutsallığını hatırlattı. Hiç beklenmedik yerlerden çıkan dostlukları, bağları, beklentilerle dolu olan iletişimlerin yaratabileceği hayal kırıklarını hissettirdi. Hayatın bu karmaşasında, kimin, ne için var olma ihtiyacında olduğunu anlamanın, ilişkilerdeki en önemli kıstas olduğunu gösterdi. Emek denilen kavramın, kapitaldeki karşılığının yanında, duygusal dünyamızdaki yerinin değerini gösterdi. Daha da büyüyemem, değişemem dediğim noktalar, yeniden doğurdu beni. Doğdum, gördüm, duydum, hissettim, sevdim, kırıldım, değiştim, yaşadım. Getirilerin getirecekleri için de, dopdolu içim. İçim, içime aldıklarımla büyüyecek, her ölüm bir doğumla gelecek biliyorum.
24? Hadi bakalım.
Birthdays… What a concept!
I feel like I’m reborn with every new emotion, in every unforeseen situation, in every harsh fight, in every soft embrace. My expectations for myself and my future don’t grow within the limits of certain dates but shift and expand in the flow of life, in fleeting moments of feeling. That’s why, instead of having one birthday, I have days I’m born throughout life.
23. With each passing day I realize my naivety, my ignorance, my weakness. Every single day becomes my teacher. The difference between the start and the end is so vast that I feel the existence and power of change in its deepest details. I take pride in granting myself the luxury of getting lost in my 20s, as I finish this age. My sharp truths and extremes soften with every passing day. And so, this year’s main theme has been learning to let go. The areas in which I try to position myself within the expectations of others are shrinking each day, and I struggle to endure the weariness of expectations. I am learning to think and speak more about myself than about what is thought or said of me.
I don’t recall another age where I was forced to see the concept of human so raw. I saw the ugly, lived it, perhaps for the first time this much. My sheltered world didn’t protect me as much as before—and thank God for that. I saw beauty, smelled it, listened to it, lived it, and I am still living it. The beauty of small coincidences and actions gives me hope. I want to see tomorrow, because I know yesterday brought me today.
I was alone a lot, I felt abandoned. In moments where I didn’t know what to do, searching for a mentor, I ended up educating myself. I learned to love solitude, to taste the bittersweet difficulty of being alone for the first time in my identity. I felt small, too small, too low for this world. Then I felt big, and as I saw what I could hold within, I grew even bigger. I found myself stepping into new experiences, looking into different people’s eyes, listening to their words. I realized that every beautiful thing I’ve lived began with a small act of courage—I see it, I know it. I’m proud of doing the things I was terrified to do. I’m proud of quieting the outside voices so I could listen to the one inside. Most of all, I’m proud not because I ran away from things, but because I ran towards things.
I don’t know if it’s like this for everyone, but 23 shaped and created who I am and who I will be. It reminded me of the sacredness of an honorable life. It showed me the unexpected friendships and bonds that appear from nowhere, and the disappointments that can be born of expectation-filled connections. In the chaos of life, it taught me that understanding why someone exists in your life, and for what purpose, is the most important criterion in relationships. It showed me the value of effort, not only in its capital meaning but in its emotional one. The moments I thought I couldn’t grow or change anymore, they made me be born again.
I was born, I saw, I heard, I felt, I loved, I was hurt, I changed, I lived. And my heart is full—for what has been and for what will come. My heart will keep growing with what it takes in, and I know every death will bring a new birth.
24? Here we go.

Yorum bırakın