
Bu cümleleri yazmaya, 1 Mayıs 2026’nın akşam saatlerinde, kaoslu ve uzun bir mesai çıkışı başladım. Ayaklarım yorgun belki, belki de biraz açım ama, en onurlu günlerden biri benim için.
Kendi içimde yaşadığım en büyük mücadele, toplumun başarı kıstasıyla, maneviyatımı dolduracak başarı kıstaslarının çatışmasından doğuyor gibi hissediyorum. Onlara göre, belki de içimdeki başarı hırsının yıkıcılığına göre, tökezleyip yere düşmüş, kalkmayı da pek becerememiş birisiyim sadece. Sosyal medyanın sahteliğini ve durumun analinizi kendi içimde yapabiliyor olmama rağmen, bazı gerçekleri yutamıyor olmak, kapitalizm içinde yetişmiş bir ben için normal kalıyor sanırım. Kendi doğrularım ve isteklerimle, başarı hırsımın bu kadar çatışması da günün sonunda, başa çıkılmaz bir bela olarak kalıyor beynimde.
Her neyse.
Geçtiğimiz senelerde içerisinde bulunduğum yalan yanlış “ütopyalarda”, 1 Mayıs’ı kutlamak hakkım değil gibi hissederdim. Yeterince doğru, yeterince onurlu olmayı hissedemediğim o günlerden, bugün belki bir başkasının acıyarak bakacağı, baktığı, ama kafamı her gün yastığa koyduğumda rahatça uyuduğum bir noktaya getirdim kendimi. Neyim veya ne yapacağım bilmiyorum ama, başım dimdik çalışıyorum, hareket ediyorum biliyorum. Ezmeden, ezdirmeden var olmaya çalışıyorum. Hepimiz için de aynısını diliyorum.
Henüz teori nedir bilmez, toplum nedir anlamazken beynimde doğan düşünceleri, 25’ime yaklaşırken karakterime oturtmuş olmayı seviyorum. Kazandığım ve kazanacağım her şeyin de emeğini vermeyi, en büyük gurur olarak görüyorum.
“Simit sat, onurlu yaşa!” dedik her zaman.
Şu an simit satıp onurlu yaşıyorum, yarın ne satarım, ne yaparım bilmiyorum ama onurlu olacağını biliyorum.
Emekçi bayramımız kutlu, mücadelemiz de daim olsun.
———————————————————————————————————
I started writing these lines on the evening of May 1, 2026, right after a chaotic and long workday. My feet are tired—maybe I’m also a bit hungry—but still, it’s one of the most honorable days for me.
The biggest struggle I experience within myself seems to arise from the clash between society’s definition of success and the kind of success that would truly nourish my spirit. In their eyes—or perhaps through the destructive lens of my own ambition—I might just be someone who has stumbled and hasn’t quite managed to get back up. Even though I can see through the artificiality of social media and analyze the situation within myself, I still find it hard to swallow certain realities. I suppose that’s normal for someone like me, raised within capitalism. The conflict between my own truths and desires and my drive for success ends up becoming an almost unbearable burden in my mind.
Anyway.
In past years, within the false “utopias” I found myself in, I felt like I didn’t deserve to celebrate May 1st. From those days—when I didn’t feel honest or honorable enough—I’ve brought myself to a point where others might look at me with pity, perhaps they already do, but where I can lay my head on the pillow every night and sleep peacefully. I don’t know what I am or what I’ll become, but I know that I work, I move forward, with my head held high. I try to exist without oppressing others or letting myself be oppressed. I wish the same for all of us.
I like that the thoughts that emerged in my mind before I even understood what theory or society really meant have now settled into my character as I approach 25. I see it as my greatest pride to earn—through my own labor—everything I have gained and will gain.
“Sell simit, live honorably!” we always said.
Right now, I’m selling simit and living honorably. Tomorrow, I don’t know what I’ll sell or what I’ll do—but I know it will be honorable.
Happy Workers’ Day to all of us. May our struggle endure

Yorum bırakın